ANA SAYFA
 

ÖRÜMCEK MUCİZESİ

Örümceklerin muhteşem vücut tasarımları

Yeryüzünde yüzlerce cins örümcek yaşar. Bu küçük hayvanlar kimi zaman yuvasının statik hesaplarını yapabilen bir inşaat mühendisi, kimi zaman üstün tasarımlar yapan bir iç mimar, kimi zaman güçlü ve esnek ipler, öldürücü zehirler, eritici asitler üreten bir kimyager, kimi zaman da son derece kurnaz taktiklerle avlanan bir avcı olarak karşımıza çıkabilirler.


Örümcekteki örnek bacaklar

Örümceğin en zor şartlar altında bile yürüyebilmesini ve tutunabilmesini sağlayan dört çift bacağı vardır. Her bacak yedi parçadan meydana gelmiştir. Her bacağın sonunda özel kıllar bulunur. Bu kıllar sayesinde hayvan duvarlarda veya tamamen ters düzlemlerde bile kolaylıkla yürüyebilir. Örümceklerin bacaklarındaki özel yapı sadece düz olmayan zeminlerde yürümelerini sağlamakla kalmaz. Bundan başka, gözleri iyi görmemesine rağmen örümcekler, geceleri de bacaklarındaki yapı sayesinde rahat hareket edebilmektedirler.

Bazı örümcek türleri sadece ışığı algılayabilecek kadar, yani bir insanın görme kabiliyetinin yüzde onu kadar görebilirler. Buna karşın örümcekler ağlarını gece karanlığında örerler ve bu sırada ağın üzerinde kolaylıkla yürürler. Örümcekler ördükleri ağların yapışkan bölümlerine basmadan sadece kuru taraflarında hareket ederler. Ender olarak bastıkları yapışkan ağlara yapışmaktan kurtulmalarını ise, salgılamış oldukları bir sıvıyla ayaklarını kaplamalarına borçludurlar. www.orumcekmucizesi.com

Su örümcekleri ise su üzerinde yürüyebilmelerini sağlayan çok özel bir yapıya sahiptirler. Bu örümceklerin ayaklarının ucunda bulunan özel bir balmumuyla kaplı kıllardan oluşan kadifemsi sık bir örgü vardır. Bu sayede örümcek suyun üzerinde batmadan yürüyebilir



Örümcekteki hassas uyarıcılar

Sıçrayan örümcekler dışında, örümceklerin bir çoğunun görme duyuları oldukça zayıftır, ancak çok kısa mesafeleri algılayabilirler. Bir avcı için büyük bir zaaf sayılabilecek bu durum, örümcekte var olan çok hassas bir erken uyarı sistemi ile ortadan kaldırılmıştır.

Bu uyarı sisteminin temeli, dokunma duyusuna dayanır. Vücut, titreşimlere karşı çok hassas tüylerle kaplıdır. Bu tüylerin her biri bir sinir ucuna bağlanır. Dokunma hatta ses ve koku yüzünden meydana gelen titreşimlerle bu kıllar uyarılır. Tüyler titreşimleri sinir uçlarına aktarır. Sinirler de aldıkları uyarıları çok hızlı bir şekilde beyne iletir. Bu sayede örümcekler en küçük titreşimlerin bile varlığından haberdar olurlar.

Görülüyor ki NASA’daki bilim adamları, uzaya yolladıkları örümcek robotları üretirken gerçek bir örümceğin bu özelliklerinden faydalanmaya çalışmışlardır. Peki bilim adamlarının taklit etmeye çalıştıkları örümceklerin vücutlarındaki tüm bu muhteşem özellikler nasıl oluşmuştur?Acaba bir örümceğin ayak kılları üzerindeki suya batmayı önleyen kaplamayı kim yapmıştır? Örümcekler suyun kaldırma kuvvetini, su molekülleri ile aralarındaki etkileşimi nereden bilmektedirler? Bu sistemi kendileri tasarlayamayacaklarına göre bunu kim yapmıştır?

Bu soruların cevapları bizi mükemmel bir yaratılışın varlığına götürecektir. Çünkü bilim adamlarının taklit etmekte dahi zorlandıkları örümcekleri, Allah kusursuz bir şekilde yaratmıştır ve O’nun ilham ettiği “akıl” ile hareket etmektedirler.

Gelişen teknoloji sayesinde belki bir gün örümceklerin birçok özelliği taklit edilerek yeni robotlar yapılabilecektir. Ancak örümcekteki bu üstün özelliklere bakılacak olursa bilim adamlarının daha almaları gereken çok uzun yollar olduğu aşikardır.

İşte insanın, kendi becerisiyle ulaştığını sandığı şeylerin, doğada zaten var olduğunu görmesi, kendi kendisiyle övünmesinin ne denli büyük bir hata olacağını hatırlatmaktır. Allah yeryüzündeki her canlıyı kusursuz bir şekilde yaratmış ve onlara ihtiyaçları olan bütün özellikleri vermiştir. Allah bu kusursuz yaratma sanatını Kuran’da şöyle haber verir:

“O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.“ (Haşr Suresi, 24)

 

İnsanın Taklit Edemediği Bir Üretim: Örümcek İpi

Örümceklerin en çok bilinen özellikleri ağ örmeleridir. Ancak gerek bu ağda, gerekse bu ağ örerken kullandıkları ipte çok önemli mucizeler gizlidir. Örümcekler ağ kurarken kullandıkları iplikleri kendi vücutlarında üretirler.


Çapı bin milimetrenin binde birinden daha az büyüklükteki bu iplik aynı kalınlıktaki çelik telden beş kat daha sağlamdır. Çelikten 5 kat daha sağlam olan bu ip kauçuktan yüzde otuz daha esnektir ve kendi uzunluğunun tam 4 katı esneyebilir.

Bu ipin bir diğer özelliği son derece hafif olmasıdır. Dünyanın çevresi boyunca uzatılacak bu ipin ağırlığı sadece 320 gramdır. Yukarıda verilen teknik bilgilerin üzerinde biraz durmak gerekir. Küçücük bir örümceğin vücudunda ürettiği ipliğin çelikten beş kat daha sağlam olması son derece önemli bir ayrıntı. Çelik sanayi tesislerinde özel olarak üretilen, insanoğlunun imal edebildiği en sağlam malzemelerden biri. Ancak bir böcek kendi vücudunda bu malzemeden çok daha sağlam bir ip üretebiliyor. İnsanoğlu çeliği üretirken yüzyılların bilgi birikimi ve teknolojisini kullanırken, örümcek ipini üretirken hangi bilgiyi ve teknolojiyi kullanıyor?

Bir başka önemli ayrıntı daha var. Çelik halatlar sağlam olmalarına karşın fazla esnek olmadıklarından kolay deforme olurlar. Ancak örümcek ipi çelikten daha sağlam olduğu halde son derece esnektir, deforme olmaz. Hatta bu ip bilinen en esnek sanayi malzemelerinden olan kauçuktan bile yüzde otuz daha esnektir. Kısaca ifade etmek gerekirse insanoğlunun sahip olduğu bütün teknoloji ve teknik imkanlar bir örümceğin oldukça gerisindedir.


Kullanım Amacına En Uygun İplikler

Örümcekler farklı amaçlar için farklı iplikler üretirler. Örneğin bir bahçe örümceği ağını kurarken, dört-beş farklı özellikte iplik kullanır:

Tutunma iplikleri; örümcek bu ip yardımıyla bir asansör gibi yukarı aşağı inip çıkabilir.

Temel ağ iplikleri; örümcek ağının iskeletini oluşturan son derece sağlam ipliklerdir.

Yapışkan iplikler; avın yakalanmasını ve hareketsiz hale getirilmesini sağlayan iplikler.

Birleştirme İplikleri; ağdaki iplikleri birbirine bağlayan özel iplikler.

Sarma Şeritleri; yakalanan avı örümceğin sarıp paketlediği sarma iplikleri ve daha birçok özel görev için farklı iplikler.

Görünen odur ki örümcek, birçok ihtiyacı ayrı ayrı gözetilerek ve bu ihtiyaçları karşılayacak en ideal yapıya sahip kılınarak yaratılmıştır. Eğer bu ihtiyaçların biri veya birkaçı karşılanmazsa bu bütün türün sonu olur. Bu da evrim masalının varsayımlarını tamamen geçersiz kılan bir gerçektir. Bu gerçeğe göre, örümceğin özelliklerini evrim teorisinin iddia ettiği gibi zaman içinde kazanmış olması söz konusu olamaz.


Dünyanın En Amansız Tuzağı

Örümcek ağına takılan bir hayvan için yapacak fazla bir şey yoktur. Kurulan tuzak o kadar ustalıkla hazırlanmıştır ki, kurban çırpındıkça esnekliğini kaybederek, avı daha sıkı sarar. Kurban zamanla tamamen güçsüz düştükçe, ağ da ilk haline göre defalarca daha sağlam ve sert bir hale gelir. Böylece bir köşede avının çırpınışını izleyen örümcek, sonunda tamamen bitkin düşmüş, kapana kısılmış, çaresizlik içindeki avını rahatça öldürebilir. Normalde olması beklenen, böcek çırpındıkça ağın deforme olması ve kısa sürede hayvanın tuzaktan kurtulmasıdır.

Fakat bunun tam tersi gerçekleşir ve ağ katılaşarak böceği hareketsiz bırakır. Peki nasıl olur da bir ağ, yakalanan kurban çırpındıkça daha sağlam bir hale gelebilir? Örümceğin yakalama ipeği havadaki nemin de etkisiyle yeni bir yapıya dönüşmektedir. Bu şöyle gerçekleşir. Çekirdek liflerinin elastikliği ısıya bağlıdır. Avın kinetik enerjisi ısıya çevrildiğinden entropi artar, iplik ısınır. Bu da çekirdek liflerinin daha kuvvetli olmasını sağlar. Böylece avın enerjisi yakalama kapasitesi daha da artar.

Kısaca ağa yakalanan avın hayatta kalabilmek için yaptığı son çırpınışları kendi sonunu hazırlar. Kurbanın son enerjisi, ağın sağlamlığının artırılması için kullanılır. Ağ, hayvanı tamamen hareketsiz bırakana kadar sertleşir. Bu özellikleri yüzünden örümcek ağı doğada bulunan en acımasız tuzaktır.


Bir Tasarım Harikası; Örümcek Ağı

Örümcek ağı, gerek şekil, gerek kullanım amacına uygunluk, gerekse mimari tasarım olarak benzersiz bir eserdir. Ağın iskeletini bütün yükü taşıyan ve son derece sağlam olan 'iskelet iplikleri' oluşturur. Bu iskeletin üzerine spiral şekilde döşenen yapışkan iplikler avı tamamen sararak etkisiz hale getirirler.


Ağın Darbeleri Emme Özelliği

Ağın etkili bir tuzak olabilmesi için uçan böcekleri durdurabilecek özellikte dizayn edilmiş olması gerekir. Ağın büyüklüğü göz önünde bulundurulursa böcek bir füzeye benzetilebilir. Böceğin hareketinin durdurulması tek başına yeterli olmayacaktır. Ağ, örümceğin avı gelip inceleyebilmesi ve ısırabilmesi için hareketsiz tutmalıdır. Bir füzeyi yakalayıp hareketsiz tutmak ise elbette zor bir iştir. Ağı oluşturan iplikçikler çok sağlam oldukları gibi aynı zamanda esnektirler. Fakat esneklik payı, farklı bölgelerde, farklı oranlardadır. Bu esneme oranının önemi şu nedenlere bağlıdır.

-Eğer iplikçiklerin esneme payları gerektiğinden daha az olsaydı, ağa çarpan böcek sert bir yaya çarpmışçasına geldiği yöne fırlardı.

-Eğer iplikçiklerin esneme payları gerektiğinde fazla olsa, böcek ağı çok fazla esnetir, yapışkan iplikler birbirlerine yapışır ve ağ deforme olurdu.

-İplikçiğin esneme payı hesaplanırken rüzgar etkisi de göz önüne alınmıştır. Böylece esen rüzgarın gerdiği ağ tekrar eski haline dönebilir.

-Esneklik payı ağın tutturulduğu yer için de önemlidir. Örneğin ağ bir ota tutturulmuşsa, ağın esnekliği bu otun hareketlerinden kaynaklanan gerilimleri ortadan kaldıracak nitelikte olmalıdır.

Açıkça görüldüğü gibi gerek örümceğin ipinin varlığında, gerekse bu ip kullanılarak yapılan ağların mimarisinde 'akıl' görülmektedir. Peki bu aklın kaynağı nedir? Düşünmek için bir beyni olmayan örümcek mi, örümceği oluşturan şuursuz proteinler, amino asitler, moleküller ve atomlar mı?


Düşünme yeteneği olmayan bir hayvan nasıl hesap, tasarım ve planlama yapabilir. Kaldı ki yalnızca örümceğin yaptığı ipte ve ağda değil, örümceğin vücudundaki özelliklerde de yine bir 'akıl' ürünü olan özel bir 'tasarım' vardır. Bu akıl yarattığı her varlıkta Kendi varlığını, sanatını ve gücünü hissettiren, göklerin, yerin ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.